Market raflarına daha fazla çeşitte ürün girebilecek

market raflarına

TÜSODER Genel Başkanı Ağaoğlu: – “(6585 sayılı Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun) Beklentilere yeterince cevap vermediğini gördüğümüz yasada pek çok düzenleme taslaktan çıkarılmış ama küçük üreticiler ve dolayısıyla tüketicilere yararlı önemli bazı maddeler yer alıyor”

Tüketici Sorunları Derneği (TÜSODER) Genel Başkanı Aydın Ağaoğlu, 6585 sayılı Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’un yürürlüğe girmesine ilişkin, “Beklentilere yeterince cevap vermediğini gördüğümüz yasada pek çok düzenleme taslaktan çıkarılmış ama küçük üreticiler ve dolayısıyla tüketicilere yararlı önemli bazı maddeler yer alıyor” dedi.

Ağaoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, perakende sektörünün tüketicinin satışa sunulan ürün ve hizmetlerle buluşma noktası olduğunu söyledi.

O nedenle bu yasadan tüketicilerin için oldukça önemli beklentileri bulunduğunu belirten Ağaoğlu, şöyle konuştu:

“Beklentilere yeterince cevap vermediğini gördüğümüz yasada pek çok düzenleme taslaktan çıkarılmış ama küçük üreticiler ve dolayısıyla tüketicilere yararlı önemli bazı maddeler de yer alıyor. Kanunun 6. ve 7. maddeleri önemli. Geniş dağıtım ağı ve mağaza zincirine sahip süpermarketler, KOBİ olarak nitelendirilen küçük ve orta boy işletmelerin ürünlerini raflarına koymak için ağır şartlar ileri sürüyor. Üstelik bu firmalar, alacaklarını da çok uzun vadelerde ödediklerinden tüketiciler market raflarında istedikleri her ürünü bulamıyor. Raflara ürünlerini koyabilen küçük işletmeler ise karşılaştıkları maliyeti etiket fiyatına yansıtmak zorunda kaldığından maliyet artışı tüketicilerin cebinden çıkıyordu.

Artık dev süpermarketler üretici veya tedarikçiden ‘mağaza açılışı ve tadilatı, ciro açığı, banka ve kredi kartı katılım bedeli’ ve benzeri adlar altında ürün talebini doğrudan etkilemeyen herhangi bir prim veya bedel talep edemeyecekler, üretim tarihinden itibaren 30 gün içinde bozulabilen hızlı tüketim mallarına ilişkin ödemelerin süresi de teslim tarihinden itibaren 30 günü geçemeyecektir.”

Ağaoğlu, uygulamayla zincir marketlerin üreticilere karşı ağır şartlar ileri süremeyeceğini, market raflarına daha fazla çeşitte ürün girebileceğini ve tüketicilerin seçme imkanının artacağını anlattı.

– Etiketlere dikkat

Ağaoğlu, yasanın 8. maddesinde yer alan, “Yurt içinde üretilen ve hızlı tüketim malı niteliği taşıyan mağaza markalı ürünlerin üzerinde ve/veya ambalajında, perakendecinin ad, unvan veya markasının yanı sıra üreticinin ad, unvan ya da markasına da uygun ve kolay okunabilir şekilde yer verilir” hükmünün, geçen yıl yenilenen 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ve gıda ürünlerinde de Türk Gıda Kodeksi Etiketleme Yönetmeliği ile paralellik gösterdiğini dile getirdi.

Artık, tüketicilerin de etiket konusunda dikkatli davranarak aykırılık gördüklerinde mutlaka ilgili mercilere şikayette bulunmaları gerektiğine dikkati çeken Ağaoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Kanunun Kampanyalı Satış ve Alışveriş Festivali başlıklı 9. maddesi de 6502 sayılı kanunu destekler mahiyette olup, indirim kampanyalarının süresi, iş yeri açılışı, devri, kapanışı, adres veya faaliyet konusu değişikliğinde 3, tasfiye durumunda ise 6 ayı geçemeyecek, başlangıç ve bitiş süresi belli olmayan indirimler yapılamayacaktır. 10. maddede düzenlenen sürekli indirimli satış yapılan noktalarda ise seri sonu, sezon sonu, ihraç fazlası, kusurlu ve benzeri malların, perakende işletmelerce ön cephesinde ve mağaza içlerinde kolaylıkla görülebilir ve okunabilir şekilde ilan edilmesi, indirimli fiyattan veya malların fabrika çıkış fiyatı üzerinden yıl boyunca satılması gerekmektedir.”

– “Tüketicilerin ödeme gücünün çok üzerinde borçlandırıldığını görüyoruz”

Ağaoğlu, şehirlerin en işlek noktalarında, yeşil alan ve afet toplanma merkezi yapılması gereken bölgelerde dev alışveriş merkezlerinin yükseldiğine işaret etti.

Bu nedenle kentin trafik sorununun artmasının yanında komşuluk ilişkilerinin de neredeyse sona erdiğini ifade eden Ağaoğlu, şunları belirtti:

“Aileler, hafta sonu ve boş zamanlarında, yazın serin, kışın sıcak bulduğu bu merkezlere çoluk çocuk giderek vakit geçirmeyi komşu ziyaretine tercih ediyor. Ne yazık ki bu merkezlerde ‘fast food’ diye bilinen hızlı yiyecek kültürünün de özellikle gençlerimize aşılandığını, örf, adet ve törelerimizin de örselendiğini gözlemlemekte, kredi kartına gelirinin çok üstünde yüksek limit tanınan, yeterli bilince sahip olmayan tüketicilerin buralarda kredi kartlı alışverişe sağlanan taksit ve puan imkanlarının cazibesine kapılarak ödeme gücünün çok üzerinde borçlandırıldığını görüyoruz.

Yakın zaman önce ortaya çıkan zehirli ayakkabıların bu merkezlerdeki mağazalardan alındığını da biliyoruz.”

– Alışveriş merkezlerinde bulunması zorunlu alanlar

Ağaoğlu, daha önce alışveriş merkezlerinde bazı hizmet alanlarının eksikliğine dair çok sayıda şikayet aldıklarını söyledi.

Kanunla kullanım alanının binde beşinden az olmayacak şekilde sosyal ve kültürel etkinlikler için alan ayrılması, acil tıbbi müdahale ünitesi, ibadet yeri, bebek bakım odası, çocuk oyun sahası gibi ortak kullanım alanları bulunmasının zorunlu olduğu bilgisini veren Ağaoğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Şehrin trafiğini olumsuz etkilememesi için belli büyüklükte otopark alanı da ayırmak mecburiyetine ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Koordinasyon Merkezinin 3 saat ücretsiz park kararına yıllardır uymayan alışveriş merkezlerinin yeni yasaya da uyacakları konusunda şüphelerim bulunuyor. 18. maddede yer alan parasal cezalar caydırıcılıktan uzak. Çalışma saatlerinin belirlenmesi ve hafta sonu alışveriş merkezlerinin açık bulunmasına dair konuda valilere yetki verildi.”

Ağaoğlu, bu nedenle oluşacak siyasi baskı ve torpil talepleri yüzünden valilerin başının ağrıyacağını öne sürerek, “Bu yetki, valilerin de içinde bulunduğu kent konseylerine verilmeliydi” dedi.

 

Diğer Kaynaklar

http://www.radikal.com.tr/kastamonu_haber/market_raflarina_daha_fazla_cesitte_urun_girebilecek-1282418

www.havadis.com.tr

 

Paylaş